Streaming, şarkıların introlarını öldürdü mü?

Uzun ve dramatik introlar 10-20 yıl öncesinin pop endüstrisinde alışılagelmiş bir olguyken, bugünkü araştırmalar bize hit parçaların introlarının önemli ölçüde kısaldığını, bunun muhtemel olarak tüketicinin kısalan dikkat sürelerinden kaynaklandığını gösteriyor.

The Ohio State University için yazdığı yazısında Misti Crane şöyle söylüyor:

“Bu, hayatta kalmaya en uygun olanın mücadelesi: 

Dinleyicilerin dikkatini çekmeyi başaran şarkılar çalınır ve diğerleri atlanır.”

80’li yılların pop müziğindeki dramatik introları hatırlıyor musunuz? Yeni araştırmalara göre, bugünün grafik haritalarında bu introların hepsi kayboldu ve bunun sebebi olarak dinleyicinin dikkat sürelerinin kısalması gösterilebilir.

Araştırmaya göre, 80’li yılların ortalarında introlar ortalama 20 saniyeyken şu anda 5 saniyelere düşmüş durumda.

The Ohio State University‘de müzik teorisi doktora öğrencisi olan Léveillé Gauvin, müzik dünyanızı neyin etkilediğine bağlı olarak streaming sektörünün popülaritesine, şarkıların enstrumental introlardan uzaklaşmasından dolayı teşekkür ya da lanet edebileceğimizi belirtiyor. Çalışması Musicae Scientiae dergisinde yayımlandı.

Ve Léveillé Gauvin, son zamanların başarılı şarkılarının, şarkı isminden söz etmeden önce hiç zaman kaybetmediğini keşfetti. Keşfettiği bir diğer değişiklik ise: Şarkı isimleri bugün eskisinden çok daha kısa – neredeyse sadece bir kelime.

Bu evrim büyük ihtimalle Léveillé Gauvin’in “dikkat ekonomisi” ismini verdiği kavram tarafından yönlendiriliyor. Ve bu, sanatçıların çoğunun SpotifyPandora ve diğer ‘skip‘ hizmetleri içerisinde, kararsız bir dinleyici kitlesini elinin altına tutmak için müzikal noktaya daha çabuk ulaştığı anlamını taşıyor.

Her zaman yeni bir şarkı vardır.” diyor Léveillé Gauvin.  “İnsanlar kolayca ve hiçbir şey ödemeden parçaları pas geçebiliyorsa, onları yakalamak için bir şeyler yapmalısınız.

Müzik üretenlerin, streaming servislerinden doğrudan gelir elde etmek yerine, dinleyiciyi konserlerine veya sattıkları diğer ürünlere yönlendirmek için başka yöntemler aradığını belirtiyor.

Sanatçılar ve prodüktörler, şarkılarını bir kültür ürünü olarak kullanmak yerine kendilerini tanıtan bir reklam ürünü olarak kullanmaya yöneliyorlar.” Léveillé Gauvin, “Ürününüzün şarkılarınız olması gerekmez, kişisel markanız da olabilir.” diye ekliyor.

“Bir dikkat ekonomisinde çalışıyoruz ve dikkat değerlidir.”

Léveillé Gauvin, 303 adet top-10 şarkının temposunu ölçtü ve son 30 yılda daha hızlı tempolu pop müzik eğilimi olduğunu keşfetti. Ortalama tempo %8 oranında arttı. Şarkı isimlerindeki kelime sayılarını araştırdı ve yıllar geçtikte tek kelimeli şarkı ismi yöneliminin gün geçtikçe daha da arttığını belirtiyor.

Léveillé Gauvin şarkı sözlerinin şarkının kaçıncı saniyesinde başladığını analiz ettiğinde 80’lerin ortalarında 20 saniyenin üzerinde olan intro sürelerinin günümüzde yerini ortalama 5 saniyelere kadar indiğini gözlemledi. Ve vokal parçaya girdikten sonra gelen, dinleyicinin dikkatini çeken bölüme %18 oranında daha çabuk gelindiğini belirtiyor.

Gerçekten çarpıcı olan, intronun ortadan kalkmasıydı.” diyor.  “%78 oranında bir düşüş var. Bu inanılmaz bir oran ama bir anlam ifade ediyor. İnsan sesi, müzikte en çok dikkat çekici unsurdur.

Farkı görmek için Starship’in 1987’de yayınladığı “Nothing’s Gonna Stop Us Now” parçasını ve Maroon 5’ın 2015’deki pop hiti “Sugar.” parçasını karşılaştırabilirsiniz.

Starship’in, orta tempolu şarkısının sözlerine ulaşması 22 saniyeyi buluyor ve Grace Slick’in vokali Mickey Thomas’ın başlattığı düete girene kadar şarkının dinleyiciyi yakalayan bölümüne başlamıyor . Dinleyicinin, Starship’in durdurulamayacağını öğrenmeden önce 1 dakikadan fazla şarkı dinlemesi gerekiyor.

Maroon 5 ise aksine, tek kelime isimli, yüksek tempolu hit’inde asıl noktaya çok daha kısa sürede ulaşıyor. Intro, Starship’in ve Adam Levine’in 40 saniye içerisinde “Sugar”ı söylediği süreçle yarı yarıya.

Tabii ki trendin istisnaları da vardır. Gotye‘nin “Somebody That I Used To Know” parçasını ele alalım. 2012 yılı listelerinin en üstlerindeki şarkılardan neredeyse 3 kat daha fazla bir ismi var. 20 saniyelik enstrumental introsuyla ortalamadan 4 kat daha uzun ve dinleyicinin asıl noktaya gelene kadar yaklaşık olarak 2 dakika beklemesi gerek.

Beşlik ölçü, 30 yıllık müzik dünyası boyunca bilimsel açıdan herhangi bir önem ortaya koymadı. Léveillé Gauvin, günümüz şarkılarının daha kişisel odaklı şarkı sözleri içerebileceğini düşündü ancak böyle bir şablonla da karşılaşmadı.

İkinci bir araştırmada Léveillé Gauvin, aynı sanatçı tarafından yayınlanan popüler şarkıların dikkat çekici eğilime uyma ihtimalinin, daha az popüler olan şarkılara göre daha fazla olup olmadığını saptamak için Spotify tarafından sağlanan verileri inceledi. Bu çalışma için Spotify’daki en çok dinlenen şarkılara baktı ve bunları aynı sanatçının en az dinlenen şarkıları ile karşılaştırdı.

Bu çalışmada “dikkat ekonomisi”nin hiçbir kanıtını bulamadı.

Yalnızca streaming servisleri ve ‘skip’ butonuna bağlı olarak Léveillé Gauvin’nin belirttiğine göre tüm değişiklikleri açıklamanın imkanı yoktur. Ancak kendisi, kesinlikle katkıda bulunduğuna inanıyor.

Tarihsel olarak geriye doğru bakarsanız teknolojik değişimler insanları müzik yazma ve uzun süreli müzik dinleme konusunda şekillendirmiş olabilir.” diyor. Streaming; cd, kaset ve plakların önünde hızlı bir ‘skip’ kolaylığı getirdi.

Peki, bu dikkat çekicilik pop müzik için kötüye mi gidiyor?

Bu negatif bir durum değil, yalnızca hayvanın doğası.” diyor Léveillé Gauvin.

Kaynak Çeviri: http://www.hypebot.com/hypebot/2017/04/did-streaming-kill-the-instrumental-intro.html?utm_content=bufferfbc36&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer