Bir çocuğun “Mayın Tarlası”ndaki yolculuğu

Yıllardan 2004, henüz 4. sınıfa gidiyorum. Bütün derslerimize tek bir öğretmenin girdiği dönemler. Öyle bir şey ki, daha o yaştayken annenizden çok öğretmeninizi görüyorsunuz. Dolayısı ile okul, kişilik oluşumunda belki aileden daha büyük bir öneme sahip. Her şeye masumca yaklaştığımız, kötü nedir bilmediğimiz bir dönem.

Müzik dersimize de aynı öğretmen girerdi. Müzikten veya tek bir notadan dahi anlamıyordu gerçi ama eğitim sistemi bunu gerektiriyordu belli ki. O yaşlarda insan düşenemiyor ve öğretmenini gözünde tanrılaştırıyor. “Gelecek hafta şarkı söyleyeceksiniz, not vereceğim. Türkçe olmak zorunda, türkülerimizden seçerseniz daha güzel olur.” dedi kendisi. Türkü nedir tam olarak bilmiyordum henüz. “Ne söyleyebilirim ki ben?” diye düşünüp durdum.

Abimin CD’leri arasında ne varsa dinliyordum. Kısaca benim müzik zevkim, abimin müzik zevkinin üzerine bir filtre eklenmiş haliydi. Daha o yaşta Death Metal, Black Metal, Psychedelic Trance, Dümdüz Rock, Rap gibi bir çok tarzı dinlemeye başlamıştım. Ama genelde aralarından Türkçe Rock olanları seçer, cd çalarımdan dinler dururdum. Albüm albüm, başa sara sara…

CD’leri gezdim durdum ama benim sesimin yetebileceği, o yaşta söylerken komikleşmeyeceğim ve çok da hareketli olmayan bir şarkı lazımdı. Derken Şebnem Ferah’ın albümünü taktım CD çalara. Mayın Tarlası şarkısına ilk defa denk geliyordum. Albümün çıkış tarihinin 2003 olduğunu düşünürsek, belli ki abim yeni satın almış “Kelimeler Yetse” albümünü. Bugün dinlediğim gibi; belki on, belki yirmi kez dinledim Mayın Tarlası’nı. Sözlerini not aldım baştan sona kadar. Şarkının sevişmek ve çıplaklık içeren kısımları sürekli kafama takılıyordu. Kendi kafamda yaptığım yorum aynen şu şekildeydi: “Sevişmek falan derken utanır mıyım ki acaba? Ama şarkı sözü bunlar sonuçta ben yazmadım ki. Öğretmen şarkı söyleyin dedi, ben de sevdiğim şarkıyı söyleyeceğim.”

Bundan sonraki 1 hafta boyunca çalıştım sürekli tabii. Anneme, babama, abime sürekli söyledim bu şarkıyı. Onlar da sevdiler. Yanlışlarımı söylediler, birlikte düzelttik ve hazırlandık.

Gün geldi, çattı. 53 kişilik sınıfın ortasına geçip (evet, çoğumuz üç kişi oturuyorduk sıralarda) tek başıma şarkı söyleyecektim ve bundan dolayı nasıl heyecanlı olduğumu anlatamam. Öyle bir şey ki, şu an bile hissedebiliyorum aynı heyecanı. Sıra bana geldi, tahtaya çıktım ve Mayın Tarlası’nı söylemeye başladım. Sınıfa karşı şarkı söylemek o kadar hoşuma gitmişti ki, kendimi sahnede bir grup eşliğinde söylüyormuşum gibi hissetmiştim. Hatta gaza gelip “Koşmuşum, düşmüşüm, kalkmışım. Sevişmek sevmekten gelir inanmışım. Elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki, bize bir şey olmaz sanmışım.” kısmını da (bu kısım şiir gibi okunuyor) söyledim.

Ve sonunda şarkı bitti ve ben öğretmenimin ne not vereceğini merak içinde bekliyorum. Yerinden kalktı, yanıma kadar geldi, bir tokat attı ve yüzüme doğru eğildi. Bana ne biçim şarkı seçtiğimi falan sayıkladı ama ne dediğini o anın şokuyla inan hatırlamıyorum bile. Sadece ne kadar kızdığını hatırlıyorum. Peki bunu hak edecek ne yapmıştım? Kendisi gerçekten bir çocuğun müziğe olan aşkını bu şekilde zedeleyebileceğini düşünmüş müydü? Yoksa sevişmeyi ayıp bir şey sanmıştı da ortalık yerde dillendirdiğim için mi kızmıştı?

Geçtiğimiz günlerde Babajim Stüdyoları’nda bir dersim vardı ve Pieter Snapper ile birlikte mastering stüdyosundaydık. Siyah bir akustik gitar gördüm ve elime alıp dokunmak istedim sadece. Bildiğim bir kaç nota var, onlara bastım ve tellere dokundum. Sesi çok hoşuma gitmişti ve bu durumu biraz devam ettirdim. Pieter Snapper’ın, “Yalnız o Şebo’nun gitarı.” diyerek beni uyarmasıyla o gitarı hiç bırakmak istemedim ve son bir kez daha dokunduktan sonra yerine bıraktım. Ve az önce anlattığım hikaye tekrardan aklımda belirdi.

Aradan 13 sene geçti, büyüdüm. Ve seçtiğim meslek, yaptığım işler, kısaca tüm hayatım müzikle iç içe. Ve iyi ki öğretmenimi hiç bir zaman dinlememişim diyerek kendi kendime seviniyorum. Şebnem Ferah’a, beni bu güzel şarkılarıyla büyüttüğü için teşekkür ediyorum. Ve öğrencilerini çocukları gibi görüp, tüm çabası onlara güzel bir gelecek hazırlamak olan öğretmenlere teşekkür ediyorum. Her ne kadar az olsalar da…