Müzik Tarzları ve Ön Yargı

Yüzyıllardır müzik tarzları değişiyor, güncelleniyor ve aralarına yenileri katılıyor. Zamanımıza yakın bir örnek vermek gerekirse, 1950’lerin başında ortaya çıkan ve sonrasında tüm dünyayı kasıp kavuran Rock müziği konuşmak gerekir. Rock, ilk çıktığı zamanlarda gençleri ne kadar peşinden koştursa da, bu tarzı dinlemeyip dışarıdan bakanlar için hep itici olmuştur. Hatta çok değil, 5 yıl önce Özbekistan’da Rap müzik ile birlikte “şeytan müziği” ilan edildi. Sadece Özbekistan’la da sınırlı değil, yakın geçmişte de Rock müziğin yeri ile ilgili Avrupa’da da benzer örneklere rastlamak mümkün. Günümüzde bile, hala bir takım kişiler ve gruplar, Rock ve Metal müzikleri dinlemenin günah olup olmadığını tartışıyor.

Aynı şekilde 1990’ların ortalarında Türkiye’ye gelmeye başlayan Rap müzik için de, çok uzun bir süre serseri müziği yaftası yapıştırıldı. Sokaklarda bol giyinen gençler yadırgandı. Hatta çok büyük bir kitle Rap’in müzik olmadığını bile düşünüyordu (Ki hala bunu aşabilmiş değiliz. Üzerine uzunca konuşulabilecek bir konu olduğu için kısa tutuyorum). Fakat  günümüzde baktığınız zaman Rap Müzik konserleri de artık Alternatif Müzik konserlerinin yapıldığı yerlerin yanı sıra, Zorlu PSM gibi büyük mekanlarda da kendine yer bulabiliyor. Hatta artık eskisi gibi bir iki rapçi çıkıp şarkı söylemiyor. Artık bu imkan onlara verildiği için genelde orkestra ile sahne alıyorlar. Dinleyicisine baktığınız zaman da hepsinin serseri olmadığını görmek zor değil.

Aynı şekilde Arabesk Rap yapan çocuklar da hala öteye itiliyor. Kimse bu çocukların neden bu müziği icra ettiklerini, neden bu tarz sözler yazdıklarını düşünmüyor, düşünmedi. Kimse de bu çocukların bu müzik tarzını yapabilmeleri için gösterdikleri emekleri konuşmadı. Hepimiz dalga geçmekle yetindik sadece.

Çok değil, 7-8 sene önce Müslüm Gürses dinleyenler de “serseri”, “jiletçi” diye yaftalanıyorlardı. Ama şu an Müslüm Gürses’in ve Arabesk müziğin toplumdaki yerine bakacak olursak her kesimden insanın dinlediğini ve kimsenin birbirine kötü gözle baktığını söyleyemeyiz. Ölümünden sonra Beş Kardeş dizisinde şarkıları kullanıldı, oradan da tribünlere sıçradı. Hatta “Hangimiz Sevmedik” diye dizi bile yaptı adamlar daha ne olsun?

Son bir örnek ise benim de zaman zaman hata yaparak yerdiğim, öteye ittiğim Pop Müzik üzerine. Ama benden daha da ileriye gidip “Pop müzik aptallar içindir”, “Pop müzik dinleyenler gerizekalıdır” gibi söylemler ile genellemenin dibine vuran insanlar var. Burada uzun uzuna Pop’un ne olduğunu anlatmaya kalkarsam kısa olamayacağından ve konunun dışına çıkacağımdan yapmayacağım ancak bunu söyleyen insanların Pop’un gerçekte ne olduğuna ilişkin bilgilerinin olmadığı kesin. Bakın bu eleştiriyi sadece yazının dışında kalan insanlara değil, bir zaman önceki kendime de yapıyorum. Kişi kendinden bilirmiş işi…

Günümüze gelecek olursak, son yıllarda Elektronik müziğin yaptığı ciddi atak ile dinleyicisi de inanılmaz bir şekilde katlandı. Eskiden sadece kulüplerde dinlenen bir müzik iken, yavaş yavaş yaşam tarzı haline gelmeye başlıyor. Ve bu kadar fazla dinleyicisi olmasına rağmen kimisi çeşitli Elektronik müzik tarzlarını, kimisi de direk olarak Elektronik müziğin kendisini uyuşturucu müziği olarak yaftalıyor. Aslında bunun doğruluğunu tartışmak bile yanlış çünkü bir müzik tarzını dinleyen kişilerin tamamının bağımlılardan oluştuğunu düşünmek için müthiş bir ön yargı yeteneği gerekiyor.

Bunun yanında Elektronik Müzik sadece Deep House‘tan, EDM‘den, Techno‘dan da oluşmuyor. Örneğin çok severek dinlediğim Indie Electronica tarzı da bu kategoride ve çok sanatsal bir tarz olduğunu düşünüyorum.

Şöyle bir gerçek var ki; teknolojinin gelişmesi ile birlikte Elektronik müzik ile daha da çok karşılaşacağız. Zamanında nasıl Rock’n Roll dünyayı kasıp kavurduysa, şu anda da dünyanın gençleri Rap dinliyor ve Elektronik müzik ile dans ediyor. Bu moda belki devam edecek, belki etmeyecek. Ancak koca bir tarzın dinleyicilerini, müzisyenlerini eleştirmeden önce bir kez daha düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum.